1 Kasım 2013 Cuma
Aşk, Gibisine ve Gelişine
Bazen basit olan da güzeldir...
Hani hesaplanmamış, planlanmamış, üzerine notlar alınmamış olan...
Diyelim dört gözle beklemediğiniz, hayalini kurmadığınız, çat kapı gelen, küt diye başınıza inen bazen en güzeldir.
Tutturuk çocuklar gibi miyiz neyiz? Galiba.
Hayrını, şerrini sormadan 'Hani bana, hani bana' der miyiz? Deriz.
Biz hep isteriz, üstelik hemen istemeyi marifet biliriz. Niye?
İştahlar pek kabarık be usta.
Bir kahvenin 40 yıl hatrı varsa, bir şarkının da 40 yıl hatrı olamaz mı? Mesela; Mazhar Alanson'un 'Benim Hâlâ Umudum Var'ı gibi bir şarkıysa o şarkının olur, hem de ne biçim olur.
AŞK SÜSSÜZ OLSUN!
Aşk ne olsun? Akla ilk gelen cevapla; dünyanın onun etrafında dönmesi olsun.
Başka ne olsun? Bence hiç soru sormamak olsun. Cevapsız kalınca diken üstünde hissetmemek olsun.
Koku olsun, teri sevmek olsun, sızlanmadan bekleyebilmek olsun.
Bir bardak çay, bir küçük simitle karnı doyan olsun.
Süssüz olsun aşk, sıfır makyaj olsun.
Sürpriz olsun. Haber vermeden çıkıp gelen olsun.
Gözünün içine bakmak olsun.
Gözlerinde var olmak ve yok olmak olsun. Mevsimi bahar olsun. Telaşsız olsun. Gürültüden uzak olsun.
Sustursun aşk.
Aşk rengarenk olsun. Uyanık olmasın saf olsun, biraz da çocuk olsun. "Peki şimdi ne olacak?" sorunsalından uzak olsun.
Duacı olsun. Şükürcü olsun.
Teşekkür eden olsun, aşk.
Kızmasın. Dırdırlanmasın. Araya reklam almasın.
Merak eden olsun aşk. Ilık ılık esen rüzgar olsun. Omzundaki şal olsun. Güzel olsun.
" Ayşe Özyılmazel "
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder