Ailesiz kızlar,
Annesiz...Babasız...
Nasılda savunmasızlar değil mi? Asi, hıçın, eksik...
Çoğu emniyetsiz...
Güvenecek kimsesi olmayan kızlar...
En fazla yalnızlık çeken ama yinede sessiz kalan kızlar...
Yatakta hayaller kuran, ağlayan kızlar...
En fazla darbe gören, küçük yaşta olgunlaşan kızlar...
Sabrı tükenmeyen kızlar...
Kendi kendini avutan, kalbi kocaman kızlar...
Baba mı ? Noel Baba ? Adı Baba ?
Ben babasızlığın ne demek olduğunu iyi bilirim. Hatta üvey babanın ne demek olduğunu da.
Kabullenmesi zordur. Küçüksün belkide ergen çağların. Bir büyüdüm havaları :)
Ama boş.
O zamanlar anlamıyorsun tabi kırıp geçiriyorsun etrafı. Büyüdün ya hani, kocaman kız oldun ya sanki her şey büyüdüğünde çözülebilecek gibi düşünülüyor.
Değil işte...
Boyumuz, ayaklarımız, o küçücük üşüyen ellerimiz büyüdü. Beden büyürken de, acılarımızda büyüdü.
Sensiz nasıl büyümüşüm baba?
Onca yıl yokluğunu nasıl görmezden gelmişim.
Nasıl başka bir adama baba demişim?
Zor mu sanıyordun ?
Zor değil söyleniyormuş be, valla söyleniyormuş. Kötü biride olsa baba yerini doldurmak amaçlı söyleniyormuş. Babanın ne demek olduğunu anlamak için o kelime söyleniyormuş. Ne fark eder ki sen yada o ?
5 yaşındayken annem ve babam ayrıldılar.Onu en son gördüğümde 5 yaşındaydım. Hayal mi gerçekmi bilmem hatırladığım kadarıyla bana çok sevdiğim kırmızı ayakkabılardan almıştı. Ayrılırken sarıldı, öptü ve gitti. Sanki işe gider gibi. Markete ekmek almaya gider gibi küçük bir öpücük bıraktı ve gitti.
Öyle kala kaldım.
Yaklaşık 13 yıl görmedim.
Aramadı hiç.
Belki de hiç özlemedi.
Yada unuttu bilemem.
Ama hep 5 yaşındaki küçük kız hayali ile büyüdü içimde. Ben ise onun hayalinde kirazın çekirdeği ile sapını birleşik çıkaran, kırmızıyı çok seven ufak bir kız çocuğu olarak kaldım.
21 yıl oldu baba, 21 yıldır ben kırmızıdan nefret ediyorum. Seni hatırlatan kırmızıdan nefret ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder